Of Belediyesi Uluslararası Şiir Yarışması sonuçlandı

Of Belediyesi Uluslararası Şiir Yarışması sonuçlandı

Of Belediyesi tarafından, Of'un düşman işgalinden kurtuluşunun 107'nci yılı etkinlikleri kapsamında 18 Eylül 2024 tarihinde ilana çıkılan 'Of' konulu şiir yarışmasına başvurular 15 Ocak 2024 tarihinde sona erdi.

Of Belediyesi tarafından, Of'un düşman işgalinden kurtuluşunun 107'nci yılı etkinlikleri kapsamında 18 Eylül 2024 tarihinde ilana çıkılan 'Of' konulu şiir yarışmasına başvurular 15 Ocak 2024 tarihinde sona erdi.

Of'un düşman işgalinden kurtuluşunun 107'nci yılı etkinlikleri her yıl olduğu gibi bu yılda coşkuyla kutlanacak. Of Belediyesi tarafından kutlama etkinlikleri kapsamında düzenlenen şiir yarışmasına Azerbaycan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve yurdumuzun her köşesinden toplamda 260 eser başvurdu. Ön değerlendirme jürisine gönderilen bu şiirler arasından 41 şiir değerlendirmeye alınıp tüm jüri üyelerine gönderildi.

Değerlendirme sonucuna göre;

Dildade rumuzu ve Of Hasbihali adlı şiiri ile Turgut ATAŞÇI birinci,

Türk Mavisi rumuzu ve Gönül Diliyle Of adlı şiiri ile Yunus LAÇİN ikinci,

Onur ve Kalem rumuzu ve Füsunlu Kanaviçe adlı şiiri ile Yaşar BAYAR üçüncü olmuştur.

Kastabala rumuzu ve Of Şehrengizi adlı şiiri ile Osman TAŞKAYA (Âşık Feymani) Ustaya Saygı ödülüne değer görülmüştür.

Yarışmanın ödül töreni ise 28 Şubat 2025 tarihinde Of'un düşman işgalinden kurtuluşunun 107'nci yıl dönümü etkinlikleri kapsamında düzenlenecek.

 of-belediyesi-uluslararasi-siir-yarismasi-sonuclandi2.png

Yarışmanın Birincisi

OF HASBİHÂLİ

Turgut ATAŞÇI

I

Anlat ey Karadeniz, o Firdevs şehri anlat

Aşikâr et sırları, zihnimizi aydınlat

Of'un adı neden Of, derûnunda ne yatar

İki harfin göğsünde söyle kaç yürek atar

Bilirim sevdalısın bu şehrin gözlerine

"Anlat" dedim, "Of" dedi; başladı sözlerine

"Bismillah" de öyle gir, Of'a geldinse eğer

Âlimlerin şehri Of, cümle cihana değer

Her dem kıyam üzredir, sevdalısı bulutlar

Sarp yamaçlar seccade, gökler vuslatı kutlar

Berrak, mavi suları; yeşilin avucunda

Zembereksiz akar aşk, vaktin parmak ucunda

Mor çiçekli yaylada sükûta erer zaman

Pirüpak bu şehirde duygusaldır asuman

Dağı kemençe çalar, deryası horon teper

Sahilinde her nefes aşkı kalbinden öper

Muhabbetin şebnemi aşkla düşer geceye

Bin bir mana yüklenir kalpte tek bir heceye

Hapsiyaş’ta doğaya, suya kulak vermeli

Kâinatın gül beni Of'u herkes görmeli

 

II

Anlat ey Karadeniz, o Firdevs şehri anlat

Neden Of'a verildi, mavi yeşil bu hilat

Dedi ezelden âşık, dağ yeli su sesine

Mevla’m cennet gizlemiş Solaklı nefesine

Zümrütten vadileri, gamzedir yanaklarda

Anılar kanat çırpar, mutena konaklarda

Kızları türkü söyler, çay toplarken bahçede

Çeyiz olur umutlar, bir sırmalı bohçada

Kaban Cami beş vakit yürekleri ısıtır

Tarihi koca çınar asırları yansıtır

Alın teri, emeğin şükürdür rayihası

En güzide sofranın misafirdir ihyası

Hamsi, muhlama, kuymak, taze ekmek kokusu

Of'a özgü ve eşsiz, kadim kültür dokusu

Bir yanda Roma, Bizans; Acem, Asya bir yanda

Rivayetler mesnetsiz, yaftalar hezeyanda

Sisli dumanlı yıllar, mazinin yelesinde

Şehir yeniden doğdu, Moroz İskelesi'nde

Şimalin yıldızında gönül huzur dermeli

Kâinatın gül beni Of'u herkes görmeli

 

III

Anlat ey Karadeniz, o Firdevs şehri anlat

Mazinin lisanında ayan olsun hakikat

Dedi, Of'un sevdası yedi kat arşı tutar

Söz konusu vatansa kaşları silah çatar

Sözün bittiği yerde yiğitler destan yazdı

Yürekler yangın yeri; Cos Dağı buz, ayazdı

Küçük Osman cephede, duada Fatma Nine

Özgürlük ateşinde örnektir nicesine

Garaz ehli gürûha yiğitler karşı durdu

Vatan "namus" diyerek çiğnetmedi bu yurdu

Baltacı Deresi'nde koptu kızıl kıyamet

Yirmi Sekiz Şubat ki şükür demi, selâmet

Bu mümbit toprakların esareti kırıldı

Ölümün gözlerine diriliş haykırıldı

Ay yıldızlı bayrağın sayesi düştü suya

Yer gök huzur içinde daldı serin uykuya

Havası, suyu şifa; dertlere derman olur

Of’u bir kez görenler, sevdaya mihman olur

Yeşil kirpik, mavi göz; kudret elden sürmeli

Kâinatın gül beni Of'u herkes görmeli

 

Anlat ey Karadeniz, o Firdevs şehri anlat

 

Yarışmanın İkincisi

 

GÖNÜL DİLİYLE OF

Yunus LAÇİN

 

/-I

Zaman ruhumla şaşar, duruverir saatler,

Mekân benimle coşup mana bulur hayatlar.

Ezelden var g/izlerim, arkaik yanım-yörem,

Ve ebette g/özlerim, özgürlük benim törem.

Ben ki Osmanlı mülkü, Fatih’in bir fethiyim,

Ata'mın sonsuz mührü, ülkemin bir methiyim.

Kubbemdeki âlemler, şu ezanlar şiarım.

“Taşhanpazarı Cami” bir asırlık çınarım,

Karadeniz koynunda nazar boncuğuyum ben.

Ozanların t/elinde Türk’ü/n koşuğuyum ben.

 

Bulunmaz bir elmasım, cananım Of'tur benim.

C/an verilen mirasım, vatanım Of'tur benim.

 

/-II

Ben toprağın can suyu, boy verilen kucağım,

Ağızların ilk sütü, toy kurulan bucağım.

Gökkuşağı örtümle cennet emsali y/anım,

Sarmaşık gül örgümle “Trabzon”a gerdanım.

Bulunmaz Hint kumaşı, can mayası türabım,

Allah'ın boyasıyla boyalı her esvabım.

Türk mavisi göklerim gözlerimle kafiye,

Nevruzumun neşvesi bulunmaz bir hediye.

D/ilden d/ile dolaşır gönle şifa sularım,

Ve yaylamım imgesi nazende ahûlarım.

 

Çiğdem-çiçek rengiyle mekânım Of'tur benim.

Hayatın ahengiyle zamanım Of'tur benim.

 

/-III

Ben ki zarif sunayım, bülbülün niyazıyım.

Serin akan kurnamla yaylamın avazıyım,

Dağım, bağım, su ağım; huzurun iç adresi,

Bana gönül verenler duyabilir bu sesi.

Her köşem bir cennet ki aşk kokar hep güllerim,

Mahalim bin servet ki dolar taşar dallarım.

Misk yayan buhurdanım, demlenirim inceden,

Yediveren fidanım, soy vermişim niceden.

Öz/gür dağıma duvak şu bakire sislerim,

Renk renk cinaslı uyak bu armoni seslerim.

 

Tulumla kemençemle devranım Of'tur benim.

Memlekete bu sevda, cihanım Of'tur benim.

 

/-IV

Gönle inşirah veren İsa’nın bir nefesi,

Yurdumun kartal gözü, baş tacım “Of Kalesi”

Sılamın hicranıyla gözlerden dökülür yaş,

G/ayrıları bağlayan bir köprüdür “Hapsiyaş”

Ruhları serinletip okşar ipek yellerim,

Hadikalar diyarı, “Of’tur benim yollarım,

Güller yurduma yaygı, başlardan alır aklı,

Bir sarmaşık ağıyım, cennetler bende saklı.

Bir Kevser ki kaynağım, nebata can suyuyum.

“Şeddat’ın İrem Bağı”, ben ki melek huyuyum.

 

Başıma taç yaptığım her anım Of’tur benim.

Yoluna baş koyduğum divanım Of’tur benim.

 

/-V

Deniz bende hazine, ben sedefte inciyim.

Güzellik hep bana has, her dem ben birinciyim.

Yanağımda çift gamze, peri durağı benim.

Sılaya düşen cemre, göğün yüreği benim,

Kadınım süslü nesir, mahir şair erkeğim,

Yazın narin kelebek, kışın kardır ahengim.

Kaf dağıdır emsalim; mehlikam hep mücella,

Kim görse gül yüzümü, olur bana müptela.

Kurbanım olur Ferhat, akdinde keser mehir,

Var mı böyle şehrayin, böyle Şirin gül/şehir?

 

Sesime ses bulduğum lisanım Of'tur benim.

Medarıiftiharım destanım Of'tur benim.

 

 

 

 

 

 

Yarışmanın Üçüncüsü

 

FÜSUNLU KANAVİÇE

Yaşar BAYAR

 

I/

Mülkün tül kapısında, bir sarnıç gibi serin

Güle düşmüş şebnemsin sinesinde seherin

Râyihayla gün doğar, rahmetle gelir bahar

Gülzâr olmuş gölgende nâzenin aynası var

Bahçeler çerçi bohça, şeffaf revnaklı eskiz

Beyaz bir iffet saklar; sînen, inciden eşsiz

Yüzün, bir ceylan izi; tan yerinin ummanı

Kadîm bir inceliksin, merhamet buhurdanı

Bir muayyen rüyâsın, nevhayâl koyağında

Her bir taşın, toprağın bergüzârdır katında

 

Nevrûze dekorsun Of; pırlanta, sedef, akik

Mücellâ şehr’âyinde, yüze çıkmış derinlik

 

II/

Kuşluk yeridir gamzen, sûzidil kanat sesi

Hû esmâlı kuşların mahmur, mahur bûsesi

Şem’inde pervaz eder, mahmur nakışlı eda

Postnişin divanında, şavk olmuş aksi seda

Gümüş renkli bir gündür tuvalindeki mine

Baharat yüklü seher uzanmış gök kubbene

Hilkat Sırrı’nı söyler, mihneti sarsan dilin

Teşrinler çarşısında tutuşmuş can kandilin

Ankâya işmar edip, dal budak saldın cana

Âhenk, esrar ve akış hazar olmuş çağrına

 

Mücellâ zümrütsün Of; yeşil hâleli ilkyaz

Solaklı’da bir yankı,Baltacı’da bir niyâz

 

III/

Mavi bir sur ve rüyâ, zerrelerde bin bir renk

Kale; vehmin burcunda, kilitli kapı, kepenk

Eşkâlsiz bir düşlemdir, Çakıroğlu’ndaki sır

Acz ve fakr imbiğinde konak olmuş kaç asır

Ufkun bukleli kumaş ya da muamma, mecâz

Can döker fitiline hem üryandır hem şehnaz

Gökyüzü çivit rengi, kuşluk vaktinde bir kuş

Güneşle sarmaş dolaş günü tartmaya durmuş

Kırk yamalı bohçanda nice hikmet saklarsın

Her tâ’lik hüsn-i hat’ta,‘mütedeyyin’dir adın

 

Taşhanpazarı’nda Of; gök sofran ayân olur

Secde secde bin tekbir; âlem mihribân olur

 

IV/

Üçler, yediler, kırklar; evliyalar, ermişler

Eskipazar bahrinde, seccadeler sermişler

Bayram kartpostalıdır yeşil bezekli peçen

Kıyam eder göğsünde füsunlu kanaviçen

Mekân üstü bir hicap dalların sorgucunda

Şeffaf kâğıt fenerdir, fındıklar dal ucunda

Leylînde horon teper şûh bir rakkasedir ay

Ateş taslı, can suyu; gün renkli lâledir çay

Takalar da hamsiler: merhemdir, ilacındır

Yayla şenliklerinde, kolbastı: baş tacındır

 

Şebnem kumaşısın Of; eski köprübaşısın

Gökçe Karadeniz’in, görklü kilit taşısın

 

 

 

 

V/

 

Bir inanç tabyasında iraden meşk ederken

Toprağı vatan kıldın bir sabah yine erken

Kamil bey fetva verdi miğfer kuşandı hilâl

Semâvî tebessümdü, son melcendi istiklâl

Şimdi artık sakinim, öfkem dindi desen de

Tekbîrlerle tutuşmuş, şehit kanı var sende

Yırtıp son karanlığı, ‘Uğurlu’ doruğundan

Yeniden güneş doğdu o çınar kovuğundan

Bir yadigâr bıraksan, kamu mihriban olur

Sensiz geçen zamanın, kapısına kilit vur

 

Adın hep anılır Of; ‘bahtiyar’ toprak diye

Şafaklar dalgalanır, üstünde ‘sancak’ diye

 

Ustaya Saygı Ödülü

 

OF ŞEHRENGİZİ

OSMAN TAŞKAYA (ÂŞIK FEYMANİ)

 

Ey şimal yıldızı, şu senin gönlün

Yeşile, maviye, ala sevdalı.

"Of" diye çağları anlatır öykün

Âlimler bu şehre, ele sevdalı.

 

Ulema duada vakt-i seherde

Okunur ezanlar, açılır perde

Meleklerin seyre indiği yerde

Gök ehli yerdeki kula sevdalı.

 

Kısa bir mihmandır, dağlarında kar

Baltacı Deresi ham barut kokar

Yamaçtan süzülüp çağlayıp akar

Bu vuslat yolcusu yola sevdalı.

Büyülü manzaran ses verir erken

Muşmulan şimşire işmar ederken

Hamsiler kıyıda horon teperken

Martılar denize, göle sevdalı.

 

Üç yüz elli yıllık çınarın ulu

Toprağın bereket, secde kokulu

Solaklı'da çeşn-i mazi dopdolu

Hapsiyaş’ın coşkun sele sevdalı.

 

Şebnemsin ruhuna kalbi kötünün

Ciğerparesisin aşkı bütünün

Yemyeşil bir âlem çayın tütünün

Bahar mevsiminde güle sevdalı.

 

Sen bir rüya şehri, kuzeyin varı

Seni sevmiş, sarmış Cos'un dağları

Mevsimlere meftun sevdakâr arı

Fındıklı baklavan bala sevdalı.

 

Mutlu ilçe diye duyuldu ünün

Kemençe sesiyle coşar düğünün

Yirmi Sekiz Şubat, kurtuluş günün

O kutlu zaferin yıla sevdalı.

 

Savaşlar yapılmış mekanların var,

Deniz, hava, kara imkanların var,

Amazon denginde ormanların var,

Ihlamur, kestanen dala sevdalı.

 

Karayemiş, defnen kalitede on.

Meltemin sabadır, ne sam ne muson…

Kuman-Kıpçak, İskit, Med, Pers, Makedon…

Lisanın envâî dile sevdalı.

 

Ne şahane yöre, mümbit mıntıka

Bu yer cennet timsalidir mutlaka

Dalgaların dostu yelkenli taka

O da dostça esen yele sevdalı.

 

Âşıkkutlu Hoca yolu manevi,

Ahmet Ziyâeddin Gümüşhanevi,

Alim ocağının bu kutsal evi,

Sanmayın emanet mala sevdalı.

 

Fatma Nine, Küçük Osman nelerin

Ufka ışık tutan pervanelerin

Siyasi sahada allamelerin

Vatan sevdasında ile sevdalı.